Bugün EonA/AWF takımımız ile, Ankara ilçesi Kazan’daki Aygüler Dericilik mezbahasını ziyaret ettik. Bu büyük mezbaha, etlerini Namet gıda markası dahil, Türkiye’nin tüm bölgelerinde çeşitli şirketlere satmakta.
İki kardeş tarafından yönetilen bu fabrikada, birtanesi ile bugün tanışma fırsatımız oldu. Kim olduğumuzu, ne işle uğraştığımızı ve ziyaretimizin nedenini açıkladık. Amerikan hayvan bilim uzmanı olan Dr. Temple Grandin’ın tasarımları ve ipuçları ile, hayvanların doğal davranışını kullanarak onların stresini nasıl azaltabileceğini gösterdik. Kendisi o an çok acık ve net şekilde fikrini beyan etti. Bu hayvan refah konusundaki gelişimin kendisine para mal olacağı taktirde ilgisiz olacağını söyledi. Zaten fazla para harcamamak için bütün tesisat işlerini kendisinin yaptığını iddia etti. Onunla konuşmak faydasızdı. Ahırı ve kesim olan alanı görmek ve film yapmak istediğimizi söyledik.
Türkiye’de ki ziyaret etmiş olduğumuz mezbahaların her ne kadar ciddi şekilde sorunları olduğunu keşfetmiş olduysakta, bu mezbaha kesinlikle en korkuncu idi. Boğaların acı çekmelerini görmek gerçekten kalp burucu idi. Zemin çok kaygan, ölüm yolu tasarımı ve kesim olan bölge felaket idi. Işleyiciler cahil ve vahşeti görmezden geliyorlardı. Yarın hayvan refahına sorumlu olan tarım bakanlığı ile görüştüğümüzde, bu fabrikanın kapatılmasını ısrar edeceğiz.
Boğalar hiyerarşisi oluşturmak için birbirlerinin üzerine atlıyorlardı. Bu hareketi daha sık heyencanlı veya gergin olduklarında yaparlar. Bu fabrikanın hayvan kesim üzerinde uzman olmansına rağmen, hiç bir şekilde atlama önleyici ekipmana sahip değiller ve ölüm yolu sağlam değildi. Bu nedenden dolayı boğalar birbirlerin üzerine çıkıyorlardı ve düşerken ayakları demirlerin arasına sıkıştığı için sakatlanıyordu.
Yerlerin o kadar kaygan ve gübre ile dolu olması, boğaların sürekli duşmelerine sebep oluyordu.
Boğalar bir süre sonra cok kaygan olan meyilli bir yol üzerinden geçip, 180 derece dönüş yaparak kesim hücresine giriyordu. Bu köşede her boğa yere düstü. Saydık ve sırasını bekleyen boğa üç kez yere düştü. İşçi hiçbir şey aldırmadan boğalara üvendire ile şok vererek isine devam etti . Boğa stresten nefes nefese kalmıştı.
Bazı boğalar bu keskin ve kaygan köşede çitlerden atlamaya çalıştılar. Birisi düştü, burnunu demire vurdu ve kanamaya başladı.
Bu tehlikeli ve rezalet şekilde tasarlanmış olan köşe, düzenli olarak paniğe neden olduğu açıktı. Bu köşedeki cit daha yüksek, kaçış ve atlamayı engellemek için inşa edilmis olan tek yer idi. Boğa kesim hücresinde yer alabilmek için 180 derece donduğu an, kesim alanını ve işçileri görebiliyordu. Bu dikkat dağıtıcı şeyler, daha fazla strese neden oluyordu. Ölüm yolu ve kesim hücresi buz pateni pisti kadar kaygandı.
Kesim hücresindeki zemin hareket etmeye başladığında boğalar panikliyordu. Sürekli ayakları bu hücredeki demirlerin arasına şıkışıp kalırken, aynı zamanda dengeyi tutmaya çalışıyorlardı. Bacaklarına zincir takılıp çekiliyordu, bacakları hala kutunun yan metal kapı tarafından engellendiği halde!
Sonra boğalar tek bacağı ile tavana doğru çekilip asılırlar. Artık vucudun hiç bir parçası yer ile temasta değildi; metal zincir tarafından asılı olan boğaların, 600-700 kg ağırlıkları, akciğer ve diğer iç organlarına bastırmaktaydı. Bu durumda boğa çığlık atmaya başladı – tüm mezbahada yüksek şekilde onların çığlık sesleri duyuluyordu-. En kötüsü bazı boğalar 2 dakika doyunca boğazları kesilmeden asılı kalıyorlardı. Bazen boğazları düzgün şekilde kesilmediği için, kasap asılı olan boğaya geri dönüp boğazını tekrar kesmek zorunda kalıyordu. Boğaların kesimden sonra hala hayatta oldukları açıkca belliydi. Gözleri hareket icindeydi ve başlarını dik tutmaya çalışıyorlardı.
Patronun ofisine döndük, mezbahanın büyük refah sorunları olduğunu söyledik ve veda ettik. Aynı zamanda hızlı bir şekilde iki veterinere görüşlerimizi sunduk. Bizlere katıldıklarını, fakat kendilerini çaresiz hissettiklerini söylediler.
Bugün biraz da olsa boğaların acılarını haffifletmeye yardımcı olmak için hiçbir şey yapamadık. Patronun tutumu bunun asla mumkun olmayacağını gösteriyordu. Bu nedenle et sirketlerine bunu bildireceğiz ve bu mezbahadan et almamalarını israr edeceğiz. Mezbahanın kapatılması için Tarim Bakanlığına israr edeceğiz.











